CAN KIZIM

10/2/2007 · Kategori: SIIR

Image Hosted by ImageShack.us

GELINCIK

Getirirdim tabiki butun yildizlari sana.

Istersen doldururdum ayisigini avucuna…

Gokyuzunde parlayan yildiz!

Sen orda aya asik, ben burda yalniz…

Ne yapsam’ ne dusunsem aklimda yine sen…

Bir turlu seni sokup cikaramadim icimden…

Sen doya doya baktin o aya

Ben daha doymadim ne askina, ne sana

INTIZAR

Kalıcı Bağlantı Yorum (18) Yorum yaz!

AĞLAYAMADIM ÖZGÜRCE

8/2/2007 · Kategori: SIIR

Image Hosted by ImageShack.us

ERKEK, GÖZYAŞI KATİLİ Mİ ANNE?

İlk özgür çığğı, rahminden çıkıp, dünyaya
merhaba dedikten hemen sonra attım anne.
Ve son özgür (saf olmasa da) gözya
şlarımı
çok uzaklarda, ergenlik ça
ğımın hemen başında
terk etmek zorunda kaldım. Bir erkektim artık anne.
Güçlüydüm. Güçlü olmak zorundaydım,
"karılar gibi" zırıldayamazdım. Elalemin maskarası
olamazdım. Kız bile vermezlerdi yoksa bana.
Ben a
ğlamamalıydım anne. Kadınlar, kızkardeşlerim
hatta sen bile a
ğlayabilirdin ama ben bunu yapamazdım.
Çünkü; ERKEKLER A
ĞLAMAZ dı anne.
Hayatın, ta göbe
ğinde yaşadım anne ve özgürce
a
ğlamayı tadamadım. Herşeyimi kaybetmekten,
i
şsiz kalmaktan, çocuklarımdan olmaktan,
yalnızlıktan, kazadan, beladan,
insanlardan korkmadım anne.
Ama a
ğlamaktan korktum. Sadece bana ait olan,
benim gözya
şlarımdan korktum.
Korktum ve gözya
şlarımı yuttum, kalbime
gömdüm ve onları tu
ğlalar gibi kullanarak
dev bir kule in
şa ettim içimde anne.
Korktum ve bo
ğazıma kadar gelip dayanan
hıçkırıklara sert komutlar verdim.
Bo
ğdum onları anne, özgürlüğümü boğdum.
İşte bunun için seri katil oldum anne ve
cinayetlerimin sayısını bile unuttum.
Sevdiklerimden ayrıldım,
özgürce a
ğlayamadım sokaklarda,
gözya
şlarımı saklasın diye yağmurları bekledim.
Görkemli kaybetti
ğim anlarda kaçırdım
gözya
şlarımı merdiven altlarına. Tuvaletlere kaçtım,
ıssızlı
ğın kucağında bırakabildim kendimi ancak.
Korktum ve çocuklarımdan da kaçırdım gözya
şlarımı.
Babaydım ve güçlü olmalıydım. A
ğlarsam
güvenemezlerdi bana. Arkada
şlarımı gömdüm
uzun selvi a
ğaçların gölgelerine.
Ya
şadığım ölümdü ve daha ötesi yoktu.
Ama a
ğlayamadım özgürce.
Birkaç damla gözya
şıyla kurtardım kendimi.
Bazen çıldırmaya az kaldı.
Bazen kendi içimdeki çocukla kavgalara tutu
ştum
ve o küçük çocu
ğun özgürlüğüne imrendim.
Bilmiyorum anne, belki de onun gibi
olamadı
ğım için öldürmeye kalktım onu.
Bana çok
şey öğrettin anne ama şöyle
adam gibi a
ğlamayı öğretmeyi unuttuğun için
beni yarım bıraktın anne.
İşte böyle sevgili annem...
Senin için, sen istedin diye gözya
şlarıma
ihanet ettim ve bir erkek olarak
erkek gibi a
ğlamayı başaramadım.


 Engin Taş

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz şimdi

20/1/2007 · Kategori: SIIR

GÖNLÜMÜN İNTİHAR ARZUSU
Yaprak kokularında ak
şamı duyuyorum
Ki beni yokluk denen yere yakla
ştıracak.
Yaprak kokularında ak
şamı duyuyorum
Ki alnımda sulardan
şarkılardan bir şafak.

Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz
şimdi
Ki yelken gibi açmı
ş yasını gençliğimin.
Sükûn bir gemi olur, gece bir deniz
şimdi
Ki geçer dalgaları içimden serin serin.

Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
Ki bir anda ya
şasın iç içe rüyalarım.
Rüzgâr istiyorum ben ruhumun güllerine
Ki dökülsün, da
ğılsın, yok olsun hülyalarım.

 

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

OYSA NE COK ACILAR PAYLASTIK SENINLE

18/1/2007 · Kategori: SIIR

Image Hosted by ImageShack.us

 

Sevgili Anneciğim,
Ne garip; yeni yeni farkediyorum ki,
çocukları anne olunca çocukla
şıyor anneler...
... Ve insan, zamanın nasıl insafsız
bir ö
ğütücü olduğunu bu rol değişiminde anlıyor.
Eminim karnındaki ilk tekmemden, hatta doktorların
'Bundan sonra a
ğır kaldırmak yok' müjdesinden
beridir iki ki
şilik yaşıyorsun yaşamı...

Do
ğum odasında bir küçük el saçlarına tutununca
de
ğişti herşey ve o el, o saçtan hiç eksik olmasın istedin.
Kimbilir kaç geceyi karyola ba
şuçlarında derin
iç çeki
şler dinleyip hüzünlenerek uykusuz geçirdin,
kaç emzirme seansında bitkin uyuyakaldın.
O gün bugündür hayatı, bir toprakla çiçe
ği kadar
ortak üretiyor, tüketiyoruz.
Yolboyu, kusurlarını hiç görmedik birbirimizin,
yeteneklerimizi abarttık kar
şılıklı; toz
kondurmadık üzerimize, kol kanat gerdik...
Ben dünyanın en iyi evladıydım, sense; tarihin
en iyi annesi... Her çı
ğlıkta
ba
şucumda biteceğini bilmenin güveniyle büyüdüm.
Her derdimde benden çok dertlenece
ğini bilmenin
o bencil alı
şkanlığıylaayakta kaldım.

Sevginle donandım...
Ama sonra birden o korkunç çark devreye girdi
ve ya
şamın acımasız kuralı işledi ;
Büyüdüm... Senin kollarında 'sen'den habersiz,
bamba
şka bir 'ben' çıktı ortaya. Bazen o eski 'ben'e
hiç benzemeyen bir 'ben'... Çünkü farkettim ki,
anlattı
ğın masalların yaşamda karşılığı yokmuş.
Kızlar bir prens umuduyla kurba
ğaları öpedursun,
ben her yalanda burnumu yokladım.
Şaşırdım. Bostandaki lahanaların,
ısırılmı
ş lahanaların ve benzeri pastoral ninnilerin
modasının geçti
ğini gördüm sokakta...

Söyleyemedim sana...
'Ya
şamın değiştiğini, eski tecrübelerin artık
eskisi kadar geçerli olmadı
ğını' anlatan kitapları
salonun ortasında açık bıraktım, açıp okuyasın diye...
Her ku
şağın o vazgeçilmez ikilemi depreşti yeniden;
'Devir de amma de
ğişti' diye yakınırken sen;
ben ilginle bo
ğulduğumdan dertlendim.
Bir yerim yaralandı
ğında 'Anam görürse
ne kadar üzülür' diye gizlemeye çalı
şmak
küçük bir çocuk için nasıl bir yüktür bilir misin?
Acından çok onda yarataca
ğın acı, acıtır canını...

Oysa ne çok acılar paylaştık seninle...
Ve ne çok sevinçler ya
şadık beraber...
Nasıl dar günlerde yardıma ko
şup,
kaç
şenliğine ortak olduk birbirimizin?
...Lakin artık kafesten uçma vaktiydi.
'Danaların girdi
ği bostan'da ayakta kalabilmenin yolu,
tek ba
şına kanat çırpmayı öğrenmekten geçiyordu.

Yargıladık birbirimizi bir dönem...Sorguladık...
...Sen bana e
ş dost çocuklarını örnek gösterdikçe,
ben seni e
ş dost ebeveynleriyle kıyaslar oldum.
Sen her sohbete 'Bizim çocuklu
ğumuzda...'
diye ba
şladıkça ben, değişen
takvim yapraklarını koydum önüne...

Nasıl da zalim bir çark bu değil mi?
Do
ğuyor, doğuruyor ve günün birinde
yuvadan uçaca
ğını bile bile
koca bir ömrü kar
şılıksız veriyorsun...
Ve hayat birden ıssız bir adaya dönü
şüveriyor.
Sonrası kâh bir kapı zili beklentisi,
kâh bir mektup, kâh bir telefon sesi...
Gizliden gizliye özlenen bir
torun müjdesi...
Foto
ğraflar sarardıkça solan bir yaşam ve uzaklaştıkça
yakınla
şğımız bir mazinin geri dönmez anıları...
Yazılarla konu
ştuk öyle zamanlarda...Bakışlarla anlaştık.
A
ğlaştık birbirimizden gizleyerek acılarımızı...
Bir mimikle özle
ştik, bir gülüşle kavuştuk.
Ben büyürken seni de büyüttüm.

Şimdi çok daha iyi anlıyoruz birbirimizi...
Çünkü küçücük bir el saçlarımı kavrıyor geceleri...
Karyola ba
şlarında uykusuz geceler geçiriyorum.
Pastoral ninnilerle büyütüyoruz o
ğlumu;
yalancı çocukların burunları uzuyor masallarda,
öpülen kurba
ğalar prens oluyor.

...Ve yaşamın değiştiğini, eski tecrübelerin
geçersizle
ştiğini anlatan kitapları
kaldırıyoruz salondan gizli gizli...
O korkunç çark, acımasız bir hızla dönmeye
devam ediyor. Zaman, ö
ğütüyor kuşakları...
İnsan ancak mahrum kalınca anlıyor
sevginin de
ğerini...
Bense sevginden mahrum kalmaya
fazla dayanamayaca
ğımı biliyorum.

O yüzden bu Anneler Günü'nde
sana upuzun bir ömür diliyorum.
Hem biliyor musun?
'SEN
İ ÇOK SEVİYORUM'......

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

MERDÜM-İ DİDEME BİLMEM NE FÜSUN ETTİ FELEK

8/1/2007 · Kategori: SIIR

 

Şirler Bile

Merdüm-i dideme bilmem ne füsun etti felek
Giryemi füzun e
şkımı hun etti felek
Şirler pençe-i kahrımda olurken lerzan
Beni bir gözleri ahuya zebun etti felek

 

Yavuz Sultan Selim

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::